Nusrat Jilet Olamaz

 Size az önce aldığım bir haberi iletmekten gurur duyuyorum. Çaka-Der başkanının Çanakkale Ton TV'ye verdiği beyanı aktarıyorum. Nusret Mayın Gemisi'nin 17 Ocak'ta Çanakkale'ye getirileceğini ve restorasyon çalışmalarına başlanacağını haber vermiş.   Allah'a cok şükür ki başardık.:) İMZA: EROL ERCAN

 

AYIP !!! AYIP!!! AYIP !!!

Mersin İl Kültür Müdürlüğü, Çanakkale Savaşı'nın ve dolayısıyla I.Dünya Savaşının seyrini değiştirmiş olan tarihi Nusrat mayın gemisini hiç bir özelliği kalmadığı gerekcesiyle "jilet" yapmaya karar vermiştir.."

Haydi Türkiye !

Çanakkale Nusrat'ını bekliyor

Kalkınmanın Temel taşı ülkesini seven insanların çokluğudur. Ülkeyi sevmenin temelinde ülkenin geçmişini bilmek yatar.
Eğer tarihinizi bilmiyorsanız neyi, niçin seveceğinizi bilemezsiniz. Seviyorum derseniz bu anlamsız bir sevmedir. Türkiyeyi seviyorum diyorsanız, önce tarihinizi bileceksiniz, tarihinize sahip çıkacaksınız. Bunu yapmıyorsanız en azında ülkenizi sevmiyorsunuz demektir. Çanakkale Savaşları Dünya üzerinde bir dönüm noktasıdır. Balkan harbi ile başlayan yenilgiler zinciri ile ülkemizin artık elden gittiği yapacak hiç bir şey olmadığı şeklindeki karamsarlık ve yıkıntıyı ortadan kaldırmış ve Türkün bir muhaberede yenilebileceği ama hiç bir zaman yok edilemeceği tekrar ispatlanmıştır. En zayıf sanıldığımız bu anda dünyanın en son teknolojileri ile donatılmış ordularını dize getirmiş vatanını savunmuştur. Bugün Orduların varlık sebebi savaşmaktan ziyade caydırıcılıktır. Bu nedenle ordular gerçek güçlerini saklarlar. Önemli olan düşmanın elinizdeki gücü bilip sizden çekinmesi değil, bilmeyerek çekinmesidir. Eğer elinizdeki gücü bilirse ona göre hazırlık yapabilir. Ancak bilemezse her zaman için tereddüt içinde olacaktır. Çanakkale Savaşları bu yönden de önem taşır. Bu büyük savaş, tarihimizde Türk'ün her zaman savaşa hazır olduğunu ve hiç bir zaman güçsüz sanılarak ona saldırılamayacağını göstermiştir. Bu kanaati sağlayan bugünkü ordumuzun gücü kadar tarihimizin bu altın sayfasıdır. İşte bu altın sayfanın yazarı bugün çürüyor. Bu çürümeyi durdurmanın bedeli bugün için savunmaya harcadığımız en küçük bir yeni teknoloji silahtan bile çok daha azdır. Halbuki Nusret anılardaki varlığı ile bu modern silahların yapabileceğinden çok daha fazlasını geçmişte yaptığı gibi bugün de yapıyor. Yeter ki var olsun yeter ki insanlar onu ve hikayesini öğrensinler.

Ey Türk Devleti ! Türk milleti !
Tarihinin bu eşsiz kahramanını çürümeye mi terkettin. Eğer bunu yaparsan sen, bugünkü nesil ona layık değilsin. Ve bunun bedelini çok daha ağır ödeyeceksin demektir. Nusret çiçeklerle bezeli olarak boğaza açıldığı limanda olmalı. Her gün onu görmeliyiz göstermeliyiz ve tüm dünya onun bedeninde görmeli ve anlamalı ki Bu millet en güçsüz sanıldığı anda bile yeterince güçlüdür ve tarih bunu bilmeyenlerin uğradığı felaketleri anlatır.

Böyle bir kampanya'yı ortaya atıp başlatan değerli Erol Ercan, yaşadığımız bu toprakları bize emanet eden, bu topraklara basarken ayaklarımızın belki de bir kaç santim altında kemikleri çürüyen binlerce vatan evladı dedemiz ninemiz seni şükranla anıyor.
Nusret jilet olmayacak. Olamayacak. Buna kimsenin gücü yetmez. Ancak çürütmeye gücü yetiyor.
Bu kampanyayı gören herkes sayfasına link yapmalı. Çürümesine müsade etmemeliyiz. -Enzar TÖRE

 

"Nusrat Mayın Gemisi" gibi bir savaşın ve dolayısıyla bir ülkenin kaderinde bu kadar önemli rol oynamış başka bir gemi yoktur dünyada. Çanakkale Savaşlarının Kaderini belirleyen önemli faktörlerden birisidir. Düşmanın boğaza girmesine çok yakın bir zamanda boğaza döşediği mayınlarla savaşın kaderini değiştirmiştir. İngiliz mayın tarama gemisi kumandanı görevini yapmadığı gerekçesiyle cezalandırılmıştır. Halbuki Nusrat o gemi görevini yaptıktan sonra mayınlarını döşemişti. Yıllar sonra Türkiyeye gelip bu durumu öğrenen ingiliz binbaşının çocukları bu durumu öğrenerek babalarına rütbesini iade ettirmişlerdir.

Biraz aşağıda hikayesini daha ayrıntılı okuyabileceğiniz Nusrat'ın şimdi Mersin'de Jilet olmak üzere. Türkiyenin Tarihi 10 ton çelikten önemlidir. Vatana kendini siper etmiş bu gemi müze olmalıdır. Londra'daki Times nehrinde İngilizlerin Belfast zırhlısı şu an yüzen bir tarih olarak insanlığa hizmet ediyor.Bu memlekette nerelere ne paralar harcandı, bir Nusrat Mayın gemisi için para'da mutlaka bulunacaktır

Tarihimizin bu önemli gemisi Restore edilip Çanakkale'de bulunan kopyasının yerine yerleştirilmeli.

Tüm kamu ve özel kuruluşları göreve çağırıyoruz.

Halen Çanakkale'de bulunan kopyanın denizden görünümü.

(ASLI MERSİN LİMANINDA ÇÜRÜMEKTEDİR)

 

 

Nusrat'ın hikayesi

18 Mart 1915 deniz zaferi, top ve mayın silahlarının müşterek çalışma mahsulü olup bunda mayın başrolü oynamıştır. Mayınların dahice boğaza yerleştirilmesiyle, o tarihin en kuvvetli donanmasını Türk azmi ve cesareti, hayretlere bırakacak şekilde alt etmiş ve boğazı düşman gemilerine kapamıştı.

Dönemin Fransa başbakanı; Çanakkale için "Türkler boğazı kapamakla savaşın iki yıl uzamasına ve müttefiklerin milyonlara varan insan gücü ve yüzlerce milyarlık maddi kayba uğramasına sebep olmuşlardır." demiştir.

Peki o gizemli mayınları kim ne zaman oraya dökmüştür

Nusret Mayın Gemisi 3 Eylül 1914'te Çanakkale'ye gelmişti. Almanya'da özel şekilde mayın dökme gemisi olarak inşa edilmiş bu tekne dar alanlarda kolayca manevra yapabiliyor ve az su çektiğinden mayın alanları üzerinde güvenle dolaşabiliyordu. Ancak Osmanlı Devleti'nin mali sorunları ona boğazı mayınlayabilmesi için gerektiği miktarda mayın bulamıyordu. Çanakkale boğazında zaten önceden boğazı kesecek şekilde döşenmiş mayın hatları bulunmaktaydı. Ancak, düşman zırhlılarının devamlı şekilde hareketlerinin incelenmesiyle akıllara hayret verecek bir gerçekle karşılaşılmıştı.

6 Mart gecesi Cevat Bey, mayın grup komutanı Hafız Nazmi Bey'e "Oğlum, diyordu. Sana çok önemli bir görev veriyorum. Vatanın selameti bu görevin başarıyla yerine getirilmesine bağlıdır. Yarın akşam, Nusrat'le son 26 mayınını şu gördüğün karanlık limanda kıyıya paralel olarak dökeceksin. Düşman hareketinizi seçer, size saldırıya kalkışırsa kıyı toplarımız önceden aldıkları talimata uygun olarak hareket edecek ve sizi himaye ateşiyle koruyacaklar. Kendinizi göstermemeye çaba harcayın. Allah yardımcınız olsun."

Evet. Bu sefer mayınların boğazı kesecek şekilde değilde kıyıya paralel olarak Karanlık Limanına dökülmesi fikri, mayın uzmanlarının ince bir çalışmayla ortaya çıkardıkları mükemmel bir fikirdi. Çünkü düşman zırhlıları boğaza gurup gurup giriyor ve görevini tamamlayan grup ikmal yapmak için geriye dönerken arkadaki grupların yollarını kesmemek için boğazın en geniş yerlerinden biri olan Karanlık Liman'da manevra yapıyordu. İşte mayınlar da bu manevra sahasına kıyıya paralel ancak manevra hattına dik olarak yerleştirilecekti. Fakat bu işin sonu her ne kadar büyük bir zaferi getirebilecek olsa da bir o kadar zordu.

Nazmi Bey, ertesi gün Nusret mayın gemisi komutanlığı yapacak olan Tophaneli Yüzbaşı Hakkı'yı buldu. Her iki subayda çok iyi arkadaştılar. İki gün önce kalp krizi geçiren Nusret'ın genç komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey, sağlığı için yerine bir başkasını görevlendirmeyi önceden Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevat Bey'in ısrarlarına rağmen, savaşın ve ülkenin sorumluluğunu omuzlarında duyarak görevi kabul etti.

 

7 Mart'ı 8'e bağlayan gece yarısı Nusret demir alarak Çanakkale'den uzaklaştı. Bütün ışıklarını söndürüp kıvılcım atmasın diye ocaklarını bastırmış, maskeli ışıklar altında rota izleyerek hedefine doğru ilerliyordu. Gemi daha önce döşenen mayın hatlarından geçiyor ve Karanlık Liman'a giriyordu. Deniz sakin, hava simsiyah, zifiri karanlıktı. Uzaklarda dolaşan düşman devriye gemileri pırıl pırıl yanan projektörleri ile suyun yüzünü aydınlatmaktaydı. Bir an, suyun yüzüne değen ışık silindirler hemen ardından denizi yalayarak, havaya kalkıp yeniden denizin yüzeyinde başka bir noktayı aydınlatıp derinlere inmekte ardından yine uzaklara gitmekteydi. Daha yakınlarda devriyeye çıkmış düşman gemilerinin projektör ve ışıldakları zaman zaman Nusret'in olduğu kıyının karşısını noktalamaktaydı. Son kontroller bittikten sonra ilk mayın platforma alınmış ve atış anı beklenmeye başlamıştı. Heyecan son haddindeydi. Vatanın selameti için gerekli olan zafer kilidi, Nusret'in elindeydi. Onu mutlaka sessizce yerine bırakmalıydı.

Sonunda Anadolu yakasındaki Akyarlara, yeni mayın hattını hazırlanacağı noktalara geldiler. Teker teker sessizce elinde kalan son 26 eski tip mayını suya bırakmaya başladı. Suya düşen her mayın belli bir sıra halinde kendisini asılı tutacak ağırlığın gerdiği teller üzerinde yeralmaya başladılar. Birkaç dakika sonra tüm mayınlar belirlenen rota doğrultusunda dökülmüştü. Makinalar tekrar ulaşabilecekleri en yüksek devirde çok hızlı tempoda çalıştırılmıştı. Şimdi en az mayınlar dökülüşü kadar tehlikeli olan geri dönüş yolculuğu başlamıştı. Daha önceki dökülen mayınlar ve düşman devriye gemileri Nusret'in yolu üzerinde kol geziyordu.

Bir an için Nusret'in çok yakınında bir karaltı ortaya çıktı. Düşman gemisi olmalıydı bu. Büyük olasılıkla düşman zırhlıları geri dönmüşlerdi ve devriye görevine devam etmekteydiler. Ara verdikleri projektörle taramaya yeniden başladıkları zaman Nusret'i görecekler ve herşey bitecekti. Bütün personelden buz gibi terler boşanıyordu. Nihayet korktukları başlarına geldi ve düşman gemisinin projektörleri yandı. Karalığı yaran projektör ışığı az öteden, hızla, üzerlerine doğru, denizi tarayarak geliyordu. Işık dalgası kıyıları, dalgaları taraya taraya, arada bir durarak, arada bir gerileyerek ağır ağır üzerlerine geliyordu. Bu ışık silindiri ölüm kılıcına dönüşmüş, Nusret'in böğrüne saplanacaktı ki bir mucize gerçekleşti.Ölüm ve ışık dalgasını içine girmelerine saniye kala, Türk kıyılarında yanan projektör bir mucize yarattı.

Bizim kıyıda birden bire yana projektörümüz birkaç saniye içinde, düşman projektörünü deniz üstünde yakaladı. İki projektör şimdi gözgözeydiler. Ortalığı sise yakın yoğun bir beyazlık kapladı. Beklenmedik bu ışık kavgası Nusret'e yaşam umudunu geri verdi. Şimdi karşıyaşan iki projektör, iki düşman göz birbirinden kurtulmak için olağanüstü bir savaşa başladılar. Düşman projektör, kurtulmak için yoğun çaba harcıyor, bir türlü başaramıyordu. Nusret, bu bazen üstünde, bazen yanında süren ışık çarpışmasının altından sessizce sıyrıldı. Olanca islim üstünde, Çanakkale yönünde yolalmaya başladı.

Tehlike geçmiş verilen görev büyük bir başarıyla yapılmıştı. Nazmi Bey büyük bir sevinçle kader arkadaşını tebrik etmek istedi. Ancak Hakkı Bey cevap veremedi. Nusret mayın gemisinin başkomutanının hasta kalbi bu ışık savaşındaki heyecan dayanamamış, heyecan kasırgası içinde duruvermişti.

Bu olaydan on gün sonra müttefik donanması saldırıya geçmişti. Savaş tam istediği şekilde, kontrollü olarak devam etmekteydi ki, birden ikmal için geri dönen gemilerde büyük patlamalar meydana gelmişti. Bunların nedeni, 7-8 mart gecesinde dökülmüş ve bundan sonrada gerek düşman pilotlarının fark edemediği gerekse 17-18 Mart gecesi mayın gemilerinin yaptığı mayın kontrolünde bulunamayan Nusret'in mayınlarıydı.

Düşmanın yüzen kaleleri birer birer batmaya başlamıştı. Önce Bouve 639 kişilik mürettebatı ile denizin derinliklerine gömüldü. Bu andan itibaren herşey ters gitmeye başlamıştı. Bouve'in battığı yerin yakınında manevra yapmakta olan Inflexible bir mayına çarpıştığını rapor etti ve çok tehlikeli bir şekilde yan yatmaya başladı ve üç dakika sonrada Irrestible'nda yana yatmakta olduğu ve sancak tarafından mayına çarpıştığını bildiren yeşil flamanın sancak seren cundasında dalgalandığı görüldü. Daha sonra da mürettebatı kurtarılan gemi boğazın sularına gömüldü.

Muhteşem armada üç büyük gemisini (Irrestible, Ocean, Bouve) kaybetmiş, üç tanesi de (Inflexible, Golva, Suffen) ağır yaralanmış şekilde eldeki gücün üçte biri yitirilmişti. Nusret'in yapmış olduğu görev tarihi değiştirmişti.

Müttefik donanması 18 Mart günündeki başarısızlıklarından çok şey öğrendiler. İngilizler bu yenilginin tüm faturasını son keşfini yapıp mayın yoktur raporunu veren pilota çıkardılar ve onu idam ettiler. Nusret'in 7-8 Mart gecesi bir şehit vermek uğruna yaptığı iş ve Türk topçusunun başarısı, bir vatanın selametini sağlamış ve düşman donanmasının Marmara'ya bayraklarını dalgalandırarak girmesine izin vermemişti.

YABANCI GÖZÜYLE 18 MART İngiliz general Oglander'in, "Çanakkale-Gelibolu Askeri Harekatı" adlı eserinin birinci cildinde: "Pek uygun başlamış olan gün bu meçhul mayın hattının o olağanüstü ve ortalığı kırıp geçiren başarısı yüzünden, tam bir başarısızlıkla sona erdi. Bu yirmi mayının seferin talihi üzerindeki etkisi ölçülemez."

Sir Ccolyen Corbet'in, "Harekatı Bahriye" adlı eserinin ikinci cildinden: "Felaketlerin hakiki sebebi keşif ve tayin olununcaya kadar çok geçmedi. Hakikat şu idi ki, 8 Mart gecesinde Türkler, haberimiz olmadan Erenköy Koyuna paralel olarak 20 mayın dökmüşler ve balıkçı gemilerimiz, aramaları esnasında bunlara rastlamamışlardı. Türkler bu mayınları özel amaçla manevra sahamıza koymuşlar, gösterdiğimiz bütün ihtiyat ve sağgörüye rağmen baş döndürücü bir zafer kazanmışlardır."

Bahriye Nazırı Churchill 1 Ağustos 1930 tarihli "La Revue de Paris" dergisinde şöyle der: "Nusrat Gemisinin gizlice döktüğü 20 demir kap, İngilizler tarafından başarı ile başlanmış olan Çanakkale Harekatını durduran bir takım pisikolojik karışıklıklar doğurdu. Yalnız başına bu engeldir ki, Türkiye'yi bir bozgundan kurtardı ve harbi uzattı. Bu yüzden mağluplar kadar muzaffer Avrupa'da sarsıldı. Kendilerini Fransa, Polonya, Galiçya, Balkanlar, Filistin, Suriye ve Kuzey Italya topraklarının örttüğü 6-7 milyon insan, düşmanlarının kurşun ve gülleleri ile değil, 18 Mart sabahı Çanakkale'nin kuvvetli akıntısı altında, ağırlıklarına bağlı bulundukları tel halatları üzerinde gerili duran 20 demir kap yüzünden yok olup gitti."

KAYNAK:

Destanlaşan Gemiler/Erol MÜTERCİMLER/1987/Kastaş A.Ş. Yayınları

Istanbul Gelibolu Günlüğü/Ian HAMILTON/1972/Hürriyet Yayınları

Çanakkale Savaşı/Prof.Dr.İsmail KAYABALI/Ankara/1975

Ziyaretçi sayısı: 118